Kardeşimsin Hrant…

Beş sene önce bugün Hrant Dink katledildi bir insan selinin içinde ama görmeyen gözlerin ortasında… Beş sene önce tam bugün Hrant Dink fikirlerini kimseyi yaftalamadan özgürce dile getirip, yazdığı için katledildi faili mezcup bir cinayetle.Hrant Dink, bu topraklarda birlikte yaşamanın sembolü iken bir anda çarmığa gerildi, hedef gösterildi ve yaftalanarak tahammülsüzlüğün son noktasına doğru itildi; katledildi gören binlerce gözün ortasında. 

Yaftalamayın diyen nice aydın görünümlü yetmez ama evetçilerin yarattıkları demokrasi (denen faşizmin) ilk kurbanı olarak farklılığını ve bir arada; din, dil, ırk fark etmeksizin; yaşamanın gerekliliğini vurgulayan ve tam tersi gericiliğin ve kör milliyetçiliğin karşısında olan Hrant oldu. Şimdi bakmayın siz kendilerine verilen paraların boyutuyla aynı büyüklükteki köşelerinde ağlamalarına; onur ve yoldaşlık para ile satın alınmaz!

* * *

Anlayamadık Hrant’ı; tıpkı Kürtler gibi, Aleviler gibi, solcu ve emekçiler gibi ve hatta Türkler gibi… Zaten, 60 yıldır süreklilik kazanmış gericiliğin temel amacı da yalnızlaştırmak ve suçlamak değil midir kendisinden olmayan tüm kesimleri?

Bugün on binlerce yürekli insan Hrant Dink’in vurulduğu kaldırıma, Agos Gazetesinin önüne dek örgütlü bir şekilde yürüdü; analar, babalar,eşler ve çocuklar,öğrenciler, emekçiler, gazeteciler, yazarlar, sanatçılar ve yüreği Anadolulu insanlar…

Yürüdüler karşı gelmek için çünkü böylesine zor ve karanlık dönemler yaşıyoruz insanlık adına; çünkü iktidarda on yılını deviren gericiliği sabit tahammülsüz İslamcı, emek ve özgürlük düşmanı parti, devlete ve kurumlara, topluma gittikçe egemen olmakta. Aydınlar, gazeteciler, milletvekilleri, öğrenciler ve alanlara dökülen emekçiler adaletsizliğin girdabında sonu belirsiz örgüt suçlamalarıyla… Yürüdüler ve yürüyecekler de… Çünkü böylesi zor ve karanlık dönemlerden geçemiyoruz, gericiliğin sabitliğiyle saplanıp kalıyoruz. Böylesi anlarda örgütlü ses yükseltmeler, alanlara çıkmalar olmadığı takdirde (ki, başbakan bile Mısır halkına hakkınızı arayın demişti; hak aramak örgütlü bir mücadele gerektirir) din, dil, ırk, mezhep farklılığı bahanesi ile nefret söylemi ve suçları, kardeş kavgası gericilerce, yaftalayanlarca ve Dink cinayetinin başından sonuna… odasında ayağını denk al diyen yüksek bürokratından katili yakalayıp hatıra fotoğrafı çektirene ve örgüt işi yok bireysel bir olay, örgüt yok mezcup bir olay diyerek aklayanlarca… içinde bulunanlarca her alan ve anlamda hedef gösterilecektir aydınlar, emekçiler, insan sevgisini yüreğinde büyütenler, Hrantlar, Mumcular, İpekçiler, Dursunlar…

Yerde yatan değil Hrant, değil fikirleri… Yerde yatan kör, bağnaz ve gerici milliyetçiliktir. Hrant’ın savunduğu fikirler dimdik ayaktadır ve örgütlüdür!

 

14 Ocak 2012 Cumartesi, masallar öğretir yaşamayı

Masal kitapları alıyorum koca yaşıma bakmadan: Sevgi Masalı, Küçük Prens, Küçük Kapa Balık… Çünkü hayatın anlamının masallarda saklı olduğunu gördüm, biliyorum; çocuk değilim ve yaşlanıyorum ama öğrendikçe gençleşiyorum!

 

13 Ocak 2012 Cuma, yazmak istemenin dayanılmazlığı

Yazmak istediğim, dahası peşine düştüğüm nice sözcük var bildiklerimle sınırlı, öğreneceklerimle genişleyecek; ama bilemiyorum ki artan sömürüsüyle kapitalizmin tükenen zaman izin verecek mi? Yaşanabilir olmasının tek yolu dünyanın, paranın olmaması!

 

12 Ocak 2012 Perşembe, alışkanlıklar dairesi memuru

Açık olmak yeniliğe, farklı olana yaklaşmak, öğrenmek daha önce başkalarınca bilinen ama keşfedilmemiş olanı… yıkacaktır bu eylem bizleri faist bir daireye hapseden alışkanlınklarımızı, cahilliğimizi. Merak, en güzel yaşam biçimi!

 

11 Ocak 2012 Çarşamba, uzun gecenin aydınlığı

Bir ulusun türkülerini yakanlar kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür, daha uzun ömürlü, hatta ölümsüzdür ki zaman zaten faşistlerin ve sanata, insanlığın yaşam birikimine düşman olanların çöplüğüdür aslında. Gelecek aydın insan için uzun sürecek!

 

10 Ocak 2012 Salı, faşistin uğraşı alanı: toplusal bellek

Faşist siyasetçiler ve halk adına demokrasinin sandığı ardına saklanıp karar verip yargılayarak asıp kesenler anımsanmayacaktır asla tarihin uzun soluklu yürüyüşünde. Tüm faşistlerin tek bir ortak noktası varır: kültür ve sanata, entelektüel birikime, özgürlük ve bağımsızlığa, geçmişe, gelece ve toplumsal belleğe düşman olmak, yok etmekle uğraşmak.

 

9 Ocak 2012 Pazartesi, sevginin çocuğu korkudur!

Sevgiye olan muhtaçlığımız ve bulunca sımsıkı sarılıp kaybetmek istemeyişimiz bir büyük kötülüğü de doğruru aslında: umut ve korku. Aslında bu ikisi gece ve gündüz gibidir. Sevmek ve sevilmek için umut eder, sonra yalnız kalmamak, terkedilmemek için korkuyla dua ederiz; çünkü biz korkuyla yaşarız, sevgiyle değil.

 

8 Ocak 2012 Pazar, çizmeli kitap

Okurken çizin altını satırların, kırmızı kalemleyin ki aklınızda kalsın unutulmasın sözcükler, cümleler. Yazarken, konuşurken anımsansın, zenginleşiversin dünyanız.

 

7 Ocak 2012 Cumartesi, hayat köşe dönmek değil

Hep aklımıza yer eden bir düşüncenin özeti: trene en son binip kısa yoldan zengin olmak, başarıları sıralamak. Filmlerde mümkün bu; çünkü filmlerde tren hep zamanında gelir.

 

6 Ocak 2012 Cuma, sanat futbola yenildi

Din dersi zorunlu, felsefe seçmeli; mantıksızlığın egemenliğinde mantık dersi ise tamamı ile unutulmuş, sanat ve kültür ise futbola yenilmiş! Sonra, fikri ve vicdanı hür, kendi ayarları üzerinde durabilen çağdaş insnlar nerede diye sorulmuş; adalet de mülkün temeline sıçmış.